BİR KAHVALTI TELAŞI

  

 

Ayşe bu sabah da zor uyanmıştı. Sıcacık yorganı, sanki onu bırakmak istemeyen şefkatli bir dost gibi sarıp sarmalıyordu. “Sadece on dakika…” diye mırıldandı. Ama gözlerini tekrar açtığında güneş ışıkları çoktan odasına süzülmüş, yorganın üzerinde dans etmeye başlamıştı. Yatağa öğlene doğru güneş düşerdi oysa. Telaşla doğruldu. On dakika, iki saate dönüşmüştü yine.

“Of ya… Yine kalkamadım.” diye söylenerek yorganı üzerinden attı. Koridorda yürürken aklında günün işleri dönüp duruyordu. Süpürgeyi çalıştırmayı düşünürken, mutfaktan gelen kahve kokusu tüm planlarını bozdu. “Kahve içmeden temizlik mi olur?” diye kendi kendine bahane üretip mutfağa girdi. Eşi giderken filtre kahve demlemişti; Ayşe’nin zayıf yanını çok iyi bilirdi.

Kahvesini bitirince göz ucuyla saate bakmamaya çalıştı ama içindeki ses durmadı:

“Hadi artık, uyuşukluğu bırak!” Üstünü değiştirip süpürgeyi açtı, bir yandan bilgisayardaki işlere yetişmeye çalışıyor, bir yandan susmayan arkadaş grubuna yazıyordu. Telaş hiç bitmiyordu; bekar da olsa böyle, evli de olsa böyleydi. Sorun işlerde miydi, yoksa kendisinde mi? Koridorun halısını ikinci kez süpürdüğünü fark edince iyice afalladı.

“Birazdan gelirler, hadi kızım…” diye kendini toparlamaya çalışarak salona geçti. Uzun zamandır görüşmedikleri arkadaşları gelecekti. Onlarla geçen vakit, hayatının küçük mutluluklarından biriydi.

Temizlik biter bitmez mutfağa geçip çayı ocağa koydu. Açma yapacaktı ama hamuru önceden yoğurmayı yine ertelemişti. “Sıcakken severler.” diye kendini avuttu. Misafir örtüsünü serip masayı özenle hazırladı; sonra yine o iç ses:

“Koş kızım, koş! Gelenler tabak mı yiyecek?” Mutfakta açmaları yaparken kendi kendine çıkıştı: “Ne bu hâl? Nasıl düzeleceğim ben?”

Kapı çaldığında içindeki telaş hâlâ dinmemişti ama yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

“Hoş geldiniz kızlar!”
Hazırlıkların yetişmediğini söyleyince arkadaşları "Dert ettiğin şeye bak birlikte iki dakikada hallederiz.’’ dediler. Gerçekten de öyle oldu.

Sofra kurulmuş, keyifli sohbet başlamıştı. Ayşe sonunda içindekini döktü: 

“Çok şey yapmak istiyorum ama hiçbir şeye yetişemiyorum. Hep böyleyim. Bugünü bile planlamıştım ama yine dağıldım.” Esra gülerek ortamı yumuşatmaya çalıştı.

“Bu devirde kim yetişiyor ki?” Ama Nalan’ın bakışları daha derindi.

“Belki de planlamayı yanlış yapıyorsun. Ya da kendine fazla yükleniyorsun.” Ayşe düşünüp dürüstçe itiraf etti:

“Genelde plan yapıyorum ama… Uyamıyorum. Bir kahve içeyim, bir telefona bakayım derken gün akıp gidiyor.” Nalan sakin bir bilgelikle söze girdi:

“Yapacağın şeye küçücük bir adımla başla. "Bu kadarcık da başlangıç mı olur?’ deme. Basit olandan korkma. Bir bakmışsın işler akıyor. Zamanın bereketi böyle olur.” Ayşe şaşırdı.

“Zamanın da bereketi olur mu?”

“Olur.” dedi Nalan. “Mesela mutfağı toplamaya üşendin diyelim. Telefonunu bile eline almadan önce, sadece bardakları kaldır. Devamı gelir. Bir dosya yazacaksın, vaktin az. Arama o arkadaşını da önce iki cümle yaz. İş kendini tamamlatır. Er başlayan iş bereketlenir.”

Ayşe ve diğerleri, yıllardır Nalan’ı tanıyorlardı. Gerçekten de o hep böyleydi; yurttayken bile her işine erkenden başlar, düzenini geceden kurardı. Şimdi, bu davranışın sırrı ilk kez bu kadar açık görünmüştü.

Keyif çayları içilirken Ayşe’nin zihnindeki sis dağılmıştı. Kalkıp akşam yemeği için fasulyeyi suya koydu.
Gülümseyerek salona döndü:

“Ne de olsa er başlamak gerek.”

Ve o küçük adım, telaşsız bir hayata doğru atılmış ilk adımdı.

 

"Deneyimsel Tasarım Öğretisi" insanın gerçek amacını amaç edinmiştir.

Doğru karar alabilmek, doğru seçimler yapabilmek için insanı açık bir bilince yönlendirir. Problemlerin gerçek çözümlerine yönelik stratejiler verir.

"Kim Kimdir" ile başlayan, "İlişkilerde Ustalık", "Başarı Psikolojisi" ve "Sakınmada Ustalık" ile devam eden programları insanların kendi dünlerine göre daha mutlu ve daha başarılı olmalarına katkı sağlar.

 

Yorumlar

  1. Ama insan hep yapınca tam yapayım şimdi azıcık olacak işe yaramayacak diye erteliyor. Ve o doğru zaman bir türlü gelemiyorrrrrrr.......

    YanıtlaSil
  2. herkesin ortak derdi sanırım yetişememek=) küçük küçük başlangıçlarla herşeye yetişebiliriz inşALLAH:). teşekkürler emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  3. Biri olmadan diğeri işe yaramıyor tek başına. Eyleme geçmek ama nasıl? Planlayarak.

    YanıtlaSil
  4. Bu küçük gibi görünen aslında büyük değişiklikler ne kadar da cesaret verici ve ne kadar da uygulanabilir! Bu sadelikte ve keyifle anlatılmış bir yazı insanı adeta teşvik ediyor! Kaleminize sağlık💖

    YanıtlaSil

Yorum Gönder